Inç

Merak Uyandıran 10 gizli örgüt

Tarih boyunca pek çok gizli topluluk ve bu toplumlar hakkında komplo teorileri olmuştur. Bu, en ünlü ve popüler 10 gizli topluluğun bir listesidir.

10. Opus Dei 

2 Ekim 1928’de Madrid’de sıradan bir papaz olan Jose Maria Escriva de Balaguery Albas tarafından kurulan Katolik bir örgüt.

Tam adı “Sociedad de la Santa Cruz de Opus Dei”dir. 1950 yılında papalık tarafından resmen onaylanmıştır. Papalık, güçlü anti-komünist misyonu nedeniyle açık destek verdiği “Opus Dei”nin statüsünü 1982’de yükselterek, örgüt önderine, tarikat başkanlarına mahsus “piskopos” unvanını bahşetti.[1]

Opus Dei, İspanyol asıllıdır. Katolikliğe sadık laik iş ve meslek sahiplerini bir araya getirerek Papa’ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu oluşturmak amacı ile kurulan ama günümüzde Vatikan’da en etkili olan laik kurumdur. Gizli bir örgüt olan Opus Dei’nin tüm üyeleri meslek sahibi Katoliklerden oluşmakta, her ülkede örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır.

Onlara göre Papa’nın kimliği, Kilise’nin de, Papalık Makamı’nın da üstündedir. Papa, Tanrı Krallığı’nın kutsal önderidir. Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette olağanüstü bir kişidir. Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen Vatikan Devleti’ni yüceltir ve Kilise’yi ikinci planda görür.

Opus Dei tarikatı Dan Brown’ın Da Vinci Şifresi kitabının sayfalarında ölümsüzleştirilmiş ve sağ kanat politik gündemini belirlemekle suçlanmıştır. Opus Dei, hakkında çok fazla konuşulan fakat günümüz dinsel toplulukları içinde hakkında en az şey bilinen örgüttür.

9. Sion Tarikatı

Sion Tarikatı, (İngilizce: Prioryof Sion, Fransızca: Prieuré de Sion),çeşitli komplo teorilerinde adı geçen, bin yıllık olduğu iddia edilen, gizli politik ve dini örgüt. Yakın dönemde Dan Brown’un Da Vinci Şifresi kitabıyla tekrar gündeme gelmiştir.

1099’da kurulmuş olan gizli Avrupa cemiyeti gerçek bir topluluktur. Fransız tacında hak iddia eden Pierre Plantard tarafından Sion Tarikatı isimli bir örgüt kuruldu. Sion Tarikatı Fransız yasaları gereği 20 Temmuz 1956’da resmi olarak kayıt edildi. Plantard bu örgütü kraliyet destekçisi bir mason locası olarak kurmuştu. Örgütün monarşinin desteklenmesinde ve kendisinin kral olmasında etkili olacağını umuyordu.

Örgüt ismini Kudüs’teki Sion Dağı’ndan alır. Ayrıca Fransa’nın Annemasse bölgesinde de aynı isimli bir tepe bulunmaktadır. Kudüs’teki Sion Dağı daha önce de bazı dini kuruluş ve tarikatlar tarafından kullanılmıştır.

Bazı ezoterik tarihçiler, tartışmalı filozoflardan Sicilya’lı Julius Evola’nın fikirlerinin, Pierre Plantard’ın iddialarına temel teşkil ettiğini düşünmektedirler. Bu örgütün tarihi kökenleriyle ilgili iddialar ve kanıtlar birçok önemli tarihçi ve akademisyeni tatmin etmemiş, sonradan örgütün kökenleri ile ilgili bazı kanıtların Plantard ve arkadaşları tarafından Fransa’nın çeşitli yerlerine yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte komplo teorisyenleri örgütün varlığı ve gücü konusunda ısrarcıdırlar.

8. Bilderberg Toplantıları

Bilderberg Toplantıları, dünya çapında etkin siyasi liderlerin yanı sıra iş dünyası, basın-yayın ve akademi çevrelerinin en önde gelen temsilci ve uzmanlarının bir araya gelmesiyle yapılan yaklaşık 120-150 kişinin katıldığı yıllık, özel toplantılardır. Toplantılar Bilderberg Grubu, Bilderberg Konferansı, Bilderberg Kulübü diye de adlandırılmaktadır.

Bilderberg Toplantıları ilk olarak Hollanda’nın küçük bir kasabası olan Oosterbeek’te başlamıştır. İsmini de 29-31 Mayıs 1954 tarihleri arasında ilk toplantının yapıldığı bu küçük kasabada bulunan Bilderberg Oteli’nden alır. Dünyanın yönetimi ve küreselleşme konusunda her yıl farklı ülkelerde toplantılar yapar. Toplantıların öncüleri arasında yer alan sürgündeki Polonyalı siyasetçi Józef Retinger, Avrupa’da yükselen Amerikan karşıtlığından duyduğu rahatsızlık üzerine Atlantik birlikteliğini desteklemeyi amaçlayan uluslararası bir konferans çağrısında bulunur. Bu ilk konferansın görünen amacı ABD ve Batı Avrupa ülkeleri arasında politik, ekonomik ve askeri işbirliğini güçlendirmek için yapılması gerekenleri tartışmaktır.

Retinger kendisi ile aynı fikirleri paylaşan zamanın Hollanda Prensi Bernhard başta olmak üzere,Belçika başbakanı Paul Van Zeeland, ve Unilever grubunun başında bulunan Hollanda vatandaşı Paul Rijkens ile Avrupa’da önerisinin desteklenmesini sağladı. Bir taraftan da o tarihte CIA’nin başında bulunan Walter Bedell Smith aracılığı ile Eisenhower’in danışmanlarından Charles Douglas Jackson’ı konu ile ilgilenmesi için ikna etti. Bu ilk toplantıya ABD ve Batı Avrupa ülkelerinden özenle seçilerek davet edilen, muhafazakâr ve liberal görüşleri ile bilinen 50 kişi katılmıştır.

Bu ilk toplantının başarılı geçmesi üzerine organizasyonu düzenleyenler senede bir toplanmaya karar verdiler. Toplantı sonrasında Retinger’in daimi genel sekreterliğini üstlendiği kalıcı bir yönetim kurulu oluşturuldu. Ayrıca katılımcıların iletişim bilgileri kayıt altına alınıp birbirlerine özel olarak ulaşabilecekleri gayri resmî bir ağ oluşturuldu. Sonraki 3 yıl içindeki toplantılar Fransa, Almanya, Danimarka da yapıldı. ABD’deki ilk toplantı ise 1957 yılında Georgia eyaletinde bulunan St. Simons Adasında, Ford Vakfı’nın $30,000 mali desteği ile gerçekleştirilmiştir. Ford Vakfı 1959 ve 1963 yıllarındaki toplantılara da fon sağlamıştır.

Bilderberg toplantıları üç kez de Türkiye’de yapılmıştır. Bilderberg toplantıları 18–20 Eylül 1959’da İstanbul Yeşilköy’de, 25–27 Nisan 1975’te İzmir Çeşme’de Altın Yunus Otel’de ve 31 Mayıs-3 Haziran 2007 yılında yine İstanbul’da Ritz Carlton Otelde yapılmıştır. Daha önceki toplantılarda ortalama 4 kişiyle temsil edilen Türkiye’nin 2007’deki toplantıya 13 katılımcı ile iştirak etmesi özellikle Bilderberg toplantılarının katılımcılarının dünya düzenini kendi çıkarları doğrultusunda belirlemek gibi gizli bir gündemi olduğu iddiasında bulunan çevreler tarafından oldukça anlamlı bulunmuştur. Basına yansıyan bu on üç kişilik listede şu isimler yer almıştır: Bilderberg Türkiye Daimi Temsilcisi Mustafa Koç, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, UNDP Başkanı Kemal Derviş, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile başkan yardımcıları Ümit Boyner ve Cem Duna, eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Ayşe Soysal, Coca-Cola İcra Kurulu Başkanı Muhtar Kent, eski Dışişleri Bakanı ve Işık Üniversitesi Öğretim Üyesi Emre Gönensay, gazeteci Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand.

7.İlluminati

Hareket 1 Mayıs 1776 tarihinde Ingolstadt’da (Yukarı Bavyera), Ingolstadt Üniversitesi kilise hukuku profesörlerinden biri olan filozof Adam Weishaupt tarafından beş kişiyle kuruldu. Aydınlanma Çağı’nın bir kolu olarak özgür düşünceyi temel edinmiş üyelerden oluşan topluluk masonluğu model aldı. İlluminati üyeleri gizli bir yemin ettiler ve üstlerine itaat edeceklerine dair ant içtiler. Üyeler her biri farklı derecelere sahip olmak üzere üç ana sınıfa ayrıldı ve pek çok İlluminati grubu var olan Masonik loca üyeliklerini iptal etti.

Weishaupt başlangıçta topluluğun isminin “Perfectibilists (Mükemmelleştiriciler)” olmasını planladı. Grup ayrıca «Baveryan İlluminati» diye de adlandırıldı ve ideolojisine “İlluminizm” dendi. Brunswick dükü Ferdinand ve diplomat Franz Xaver von Zwack gibi pek çok önemli isim, entelektüel ve politikacı kendilerini grup üyesi saydı. Topluluğun pek çok Avrupa ülkesinde şubesi açıldı ve on yıl içerisinde 2000’e yakın üyesi oldu. Topluluk edebiyat dünyasından da Johann Wolfgang von Goethe, Johann Gottfried Herder ve Gotha ile Weimar düklerinin de ilgisini çekti.

1777 yılında Karl Theodor Bavyera’nın yöneticisi oldu. Theodor aydınlanmacı mutlakiyet taraftarıydı ve döneminde İlluminati dâhil bütün gizli toplulukları yasakladı. Baveryan hükûmeti tarafından 1785’te yayınlanan bildiri grubun dağılmasına neden oldu. Weishaupt kaçtı. Topluluğun yazışmaları, doküman ve belgeleri toplatılıp daha sonra hükûmet tarafından yayınlandı.

İlluminati Mark Dice, David Icke, Texe Marrs, Ryan Burke, Jüri Lina ve Morgan Gricar gibi yazarların da belirttiğine göre hâlen faal olan bir örgüttür. Pek çok teori dünyadaki birçok siyasi, askerî ve ekonomik olayın sorumlusunu gizli bir örgüt olan İlluminati olarak gösterir. Komplo teorisyenlerine göre birçok ABD Başkanı, bu örgüte doğrudan veya dolaylı olarak hizmet etmektedir. Ayrıca birçok tanınmış çocuk çizgi filmlerinde bilinçaltı mesajlarıyla beyin yıkama gerçekleştirildiği iddia edilmektedir.

Myron Fagan’a göre Waterloo Muharebesi, Fransız İhtilali, John F. Kennedy suikastı bu örgütün işidir.

1797 ile 1798 yılları arasında yayınlanan Augustin Barruel’in Memoirs Illustrating the History of Jacobinism ve John Robison’un Proofs of a Conspiracy kitaplarında İlluminati’nin ayakta kaldığı ve Fransız İhtilali’nin mimarı olduğu gibi uluslararası komplo teorileri ortaya atıldı.

Günümüzde İlluminati ile ilişkilendirilen pek çok sembolün Hollywood sinemasında ve Amerikan müzik endüstrisinde kullanıldığı düşünülmektedir. Stanley Kubrick’in Eyes Wide Shut adlı filmi, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı İlluminati deşifresi olarak kabul edilir. Filmde sadece örgütün ritüellerine ve semiyolojisine hâkim insanların anlayabileceği pek çok göndermenin olduğu bilinmektedir.

Popüler müzikte ise Lady Gaga, Rihanna, Katy Perry, Jay Z ve Kanye West gibi şarkıcılar kliplerinde İlluminati sembollerini kullanmıştır. En sık kullanılan semboller piramit, tek göz, üçgen ve güneştir.

6. Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri veya Mabet Şövalyeleri, TapınakTarikatı , tanınmış Hristiyan askerî tarikatlarından biridir. Resmî olarak iki yüzyıl boyunca faaliyette bulunmuşlardır.

Fransız Soylusu Hugues de Payens tarafından 1119 civarında Kudüs’te Hristiyan hacıları korumak için 9 şövalyeden oluşan bir grup kuruldu. Katolik Kilisesi tarafından resmî olarak 1129 yılında tanınan tarikat kısa zamanda güçlenmiştir. En güçlü zamanlarında askerî varlıkları 20.000’i bulmuştur, fakat bunların sadece %10’u tarikata bağlı şövalyelerdir. Tarikatın ömrü neredeyse Haçlı Seferleri’yle eş olmuştur. Beyaz renkteki eşyaları üzerindeki kırmızı haçlarıyla Tapınak Şövalyeleri zamanlarının en korkulan savaşçılarından olmuşlardır.

Birinci Haçlı Seferi’nin ardından birçok hacı “Kutsal Topraklar”ı ziyaret etmek için Avrupa’dan yola çıktılar. Fakat savaşlardan sonra düzeni bozulan bu topraklarda bir çoğu haydutlar tarafından soyuldu ve katledildi. 1118 yılında Fransız Hugues de Payens ve arkadaşı Godfred Saint-Omer hacıları korumak amacı ile kuracakları tarikata destek sağlamak için Kudüs Kralı II. Baudouin’e başvurdular. Kral onlara Müslümanlarca Zeytin Dağı olarak adlandırılan Tapınak Dağı’nda bir yer verdi. Mescid-i Aksa’nın da burada bulunması ve Süleyman Tapınağı’nın kalıntılarının da burada bulunduğuna inanılması sebebiyle kurulan tarikat,”İsa’nın ve Süleyman Tapınağı’nın Takipçileri adını aldı.

5. Altın Şafak Hermetik Cemiyeti

Altın Şafak Hermetik Cemiyeti (Hermetic Orderof the Golden Dawn), 1888 yılında İngiltere’de kurulan okült,majikal, mistik ve ezoterik öğretileri içeren inisiyatik bir cemiyettir.

Dini simgeler ve ruhsal kavramlar önemli rol oynamış olsa dahi Altın Şafak Hermetik Cemiyeti dini bir yapılanma değildir.

Altın Şafak Hermetik Cemetiyeti, hermetizm üzerine kurulu olmakla beraber kuruma bağlı olan kişiler; kendilerini felsefi, manevi ve fiziksel gelişime adamış ve kendi öğretim kurumlarında ökült bilimlerin prensiplerini, doğuya özgü çeşitli büyüleri ve doğu felsefesini öğrenmektedirler. Altın Şafak Hermetiğe bağlı bulunanlar arasında paganist inançlıların yanı sıra Gnostik, Yahudi, Hristiyan inançlı insanlar da bulunmaktadır. Üyelerine ezoterik kavramları öğretmenin yanı sıra ayin büyülerini pratiksel olarak da öğreten Altın Şafak Hermetik Cemiyeti’nin üyeleri kabala, astroloji, Antik Mısır büyüleri ile uğraşırlar. Cemiyet içerisinde bilinen iki önemli isim Israel Regardie ve Telema kurucusu Aleister Crowley’dır.

4. DOĞU TAPINAKÇILARI (OTO) TARİKATI

OTO’nun kurucusu Carl Kellner, Avusturya’lı bir masondu. Kendiifadesine göre üç kişi tarafından kendisine antik büyü ve mistisizmin sırları verilmiş ve Hermetik Işık Kardeşliği topluluğunun bir kolunu kurma görevi verilmişti.Kellner daha sonra Masonlar, Gül haçlar ve Teozofistlerle (bütün dinlerin temelde aynı olduğunu iddia eden gnostikler) ilişkiye geçti. Kellner, çeşitli gizemci(esoteric) toplulukları din ve bilimin gizleriyle birleştirebileceğini düşünüyordu. Böylelikle kendi locasını kurmaya karar verdi (Doğu Tapınakçıları Locası).Masonlardan farklı olarak kadınları da üye yapacaktı. Bunun dışında, örgüt yapısı, masonluğa çok benziyordu. OTO’nun yüksek derece yetkilileri zaten üst seviyelerdeki masonlardan oluşuyordu. Kellner’in 1904’de OTO’yu birlikte kurduğu Theodor Reuss daha önce Illuminati’yi canladırmaya çalışan isimdi. 33.derece İskoç Riti masonu olan Reuss, Kellner’in 1905 yılında ölümünü müteakip OTO’nun başına geçti.Kellner ve Reuss’un ilgi alanlarından biri cinsel büyülerdi. Doğu’dan Tantra seks yöntemlerini çevirmişlerdi. Erkek ve kadının cinsel sıvılarının doğru şekilde kullanımının felsefe taşı gibi bir güç nesnesi üreteceğine inanıyorlardı. Locanın ritüellerinden bir bölümü bu tür cinsel törenleri içeriyordu. Kadınların üye kaydedilmesinin bir nedeni de buydu.Locaya 1910 yılında Aleister Crowley de dahil oldu. Reuss’un İngiltere’ye bir seyahatinde tanışmışlardı ve OTO içinde hızlı bir şekilde yükseltilerek 1912 yılında İngiltere ve İrlanda Büyük Üstadı oldu. Crowley’in locanın kuruluş manifestosunda belirttiğine göre OTO Tapınak Şovalyeleri, Gnostikler,İlluminati, Malta Şovalyeleri, Kutsal Kase, Gülhaçlar, Masonlar (tümritleriyle) ve Altın Şafak (ve diğer tüm hermesci akımlar) geleneklerinin tümünü içeriyordu.Konuşmayı ve ünü seven Crowley, Altın Şafağın gizemlerini basmış ve herkese dağıtmıştı. Reuss’un 1921 yılındaki ölümünden sonra OTO tamamen Crowley’in yönetimine geçti. Bu kendisine yirmi yıl önce Yasa Kitabı isimli kitabında temellendirdiği ve Thelema adını verdiği dini öğretiyi yayma fırsatı verecekti.Crowley’in yönetimindeki OTO Amerika’ya da açıldı ve yayılmaya başladı. OTO’yabağlı Amerika’daki Agape Locasının başına 1942 yılında aynı zamanda roket motorları araştırmacısı olan okultist Jack Parsons geçti. Parsons’ın öğrencileri arasında Scientology tarikatının kurucusu L. Ron Hubbard da bulunmaktaydı.Crowley’in 1947 yılında ölmesinden sonra OTO’nun başına Karl Germer geçti. OTO 1960’lara kadar düşük profil izledi ve yeni üye kabul etmedi. Bu arada loca içinde hizip çatışmaları yaşanıyordu. Germer’in ölümünden sonra 1969’a kadar bir süre başsız kalan locayı Grady McMurty ele aldı ve Halife (Caliph)sıfatıyla başına geçti. Onun 1985’teki ölümünden sonra 9. derece loca üyeleri William Breeze’i başkan seçtiler.

Fakat, hepsi de Crowley’den icazetli olduğunu öne süren başka OTO kolları da halen varlığını sürdürmektedir. Hareketin bugün 3,000 civarında üyesi bulunduğu sanılmaktadır. Devam eden diğer kolları arasında Holy Order Of Ra-Hoor-Khuit(Ra-Hoor-Khuit Kutsal Locası), The Order of Thelemic Knights (Telemik Şovalyeler Locası) ve Thelemic Order of the Golden Dawn (Altın Şafak Telemik Locası) sayılabilir.

3.Gül Haçlılar

Gül-haçlılar, 16.yüzyılda Avrupa’da kurulan ezoterik bir örgüttür. Adı, gül ve haçtan oluşan en önemli simgelerinden türetilmiştir.

Anglia’da bulunan “Societas Rosicruciana”nın üyesi olan Hargrave Jennings, burit ve gizemlerin temelde cinsel nitelikli olduklarını vurgulamak için elinden geleni yapmıştır. Gül-Haç felsefesinin dayanağının tantrik seks olduğu konusunu sürekli işleyen Jennings, bir mason simgesi olan Süleyman Mührünün iç içe geçmiş erkek ve kadın üçgenler biçiminde yaşamı simgelediğini açıklıkla belirtmiştir.

Kurucusu Christian Rosenkreuz olarak bilinmektedir. Fakat bazıları örgütün eski Mısır’da filizlendiğini ve Platon, İsa ve İskenderiyeli Philo gibi, sıra dışı din ve felsefe önderlerinin de örgüte üye olduklarını ileri sürerler. Ancak, örgütün tarihini 16. yüzyıldan daha eskiye dayandıracak hiçbir kanıt mevcut değildir.

Örgüt 1630’da Malineler konseyi tarafından sihirbazlık ve dinsel sapkınlık suçlamasıyla kapatılmıştır.

Gizlenme inisiyatik örgütlerin doğal bir prensibi olduğundan olabildiğince gizlenme gereği görmüşlerdir. Bu yüzden, diğer inisiyatik örgütler için olduğu gibi, bu örgüt hakkında da fazla bilgi yoktur. Kapatılan örgüt üyelerinin nereye gittikleri hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir.

19. ve20. yüzyılda, gerçek Gül-haçlılarla doğrudan bir bağlantısı olmamakla birlikte bu adı taşıyan pek çok örgüt kurulmuştur.

2. Masonluk

Masonluk,kardeşlik duygusuna dayalı, federal bir yapıya sahip, inisiyatif, hayırsever, sembolik, felsefi,seçici, hiyerarşik, uluslararası, hümanist ve kurucu bir kurumdur. Gerçeğin araştırılması,insan davranışının, bilimlerin ve sanatın felsefi çalışılması ve insanın sosyal ve ahlaki gelişmesinin teşvik edilmesi, onu kişisel gelişimine yönlendirmesi gibi objektif bir şekilde varlığını onaylar niteliktedir. Toplumsal ilerlemeye götürür ve onun öğretilerini masonluğun veya daha doğrusu Yapının Gerçek Sanatı ‘ndan, yani Orta Çağ katedrallerinin yapıcılarından alınan semboller ve geleneksel alegorilerle örnekler. Mason kelimesi, İngilizcedeki freemason kelimesinden türemiştir ve”hür duvar işçisi” demektir. Masonluk, çeşitli biçimlerde mevcut olup üyelerinin tek manevi ve metafizik idealleri paylaşması ile karakterize olur.Bunlardan ilki “Yüce Varlık”a olan inançtır. Masonlar, bu varlığın adlandırılmasında Evrenin Ulu Mimarı ifadesini kullanırlar.Kökleri her ne kadar 16. yüzyılın sonu ve 17. yüzyılın başlarına kadar dayanıyor olsa da, 24 Haziran 1717 tarihinde Londra’da bir araya gelen dört locanın girişimiyle Londra Büyük Locası kurulmuştur. Masonlara göre masonluk akılcılık,bilimsellik ve insanlığın oluşumundan bu yana ortaya çıkarak, insanlığın gelişimine ve bilgi birikimlerine katkıda bulunmuş bir kültür ve fikir üst yapı kurumudur. Ezoterik ve sadece üyelerine açık olan örgüttür. Dünyanın birçok ülkesinde 5 milyon üyesi ile değişik biçimlerde mevcuttur. Sadece İngiltere, İskoçya ve İrlanda’da 480.000; Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 2 milyonu aşkın üyesi bulunmaktadır. Çeşitli ülkelerdeki mason örgütleri ortak amaç ve ülküde birleşme bakımından evrensel,kendi yurtlarındaki yönetsel kuruluşlarında ise tümüyle bağımsız ve ulusal birer kurumdurlar.

1.Kuru Kafa ve Kemikler Cemiyeti

1832 yılında William Huntington Russell ve Alphonso Taft tarafından Yale Üniversitesi’nde Society of Skull and Bones ismi ile kurulan, gizli yapısı ile üye profilinin yüksek seviyesi sebebiyle o yıllardan beri sayısız komplo teorisine karıştırılmış olan öğrenci topluluğudur.

Skull and Bones’a üye olabilmenin doğal şartları erkek olmak, beyaz olmak ve protestan bir aileden gelmekti. Son yıllarda kız öğrencilerin de üye yapıldığı söylenir, fakat bu henüz kesinleşmiş bir bilgi değildir. Topluluğun üye listesi, üniversite yönetimi de dahil olmak üzere, tüm halka açılabilecek yerlerden gizli tutulur.

Skull and Bones’a üye olabilmek için, Yale Üniversitesi’nde son sınıf lisans öğrencisi olmak gerekir. Pledge adı verilen adaylar, üçüncü sınıftayken Skull and Bones üyeleri tarafından belirlenir ve aday oldukları, bir sene boyunca izlenecekleri ve uygun görülürlerse bir sene sonra üyeliğe kabul edilecekleri kendilerine söylenir. Uygun görülen adaylar ise bu bir senelik izlemenin ardından, son sınıfta iken üyeliğe alınırlar.

Üye olmayanların giremediği ve herhangi bir pencere bulunmayan binalarına, 1960’lı yıllarda iki Yale öğrencisi, ormanda buldukları bir gizli geçit vasıtasıyla gizlice ve şans eseri girmeyi başarmışlar ve gördüklerini anlatmışlardı. Tamamiyle ezoterik bir yapıya sahip olduğunu söyledikleri binada, çeşitli mabetler ve ritüelik malzemeler yer aldığını; üst katta bulunan büyükçe bir mezar resminde ise yan yana duran üç kuru kafanın yanında bir taç, bir asa ve bir kalem bulunduğunu öne sürmüşlerdi. Altında yazan yazıda ise Almanca olarak; “Kim Kral, Kim Prens, Kim Dilenci? Ölüm Karşısında Hepsi Eşit” ibaresi, topluluğun ezoterik ve felsefi yapısını tüm dünyanın gözleri önüne sermiş, topluluğa yönelik yapılan sert eleştiriler, bunun ardından, büyük ölçüde kesilmişti.

Alman Illuminati topluluğunun, ABD ayağı olarak kurulduğu öne sürülen Skull and Bones için yapılan bu eleştiri çok doğru kabul edilmemelidir. Zira, Illuminati, ciddi ve yaş ile meslek ortalaması yüksek seyreden bir topluluk iken, Skull and Bones bir öğrenci topluluğu, kulübüdür. Ancak, bugün topluluk hakkında öğrenebilenler itibarıyla şu söylenebilir ki, Skull and Bones, Masonik ve Illüminist görüşlerden oldukça etkilenerek kurulmuş ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmüş bir topluluktur] Bu her iki kurumun da gizli ve ezoterik yapıları göz önüne alınır ve üye olmayanların her ne kadar öğrenseler de tam sırlara vakıf olamayacakları düşünülürse, Skull and Bones üyelerinin bu toplulukların da içinde bulundukları veya en azından destek aldıklarını söylemek şaşırtıcı olmayacaktır.

Ne Düşünüyorsun ?

Yazar İbrahim Özturhan

İbrahim, Piy10.com'un kurucusudur. Yeni listeler için araştırma yapmadığı ve ilginç bilgiler toplamadığı zamanlarda muhtemelen onu mutfakta  yemek yapıyorken yakalayabilirsiniz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Yükleme...

0

Antik ve Kayıp uygarlıklara ait en iyi 10 gizem

Tarihteki En Tuhaf 10 Ölüm