Inç

New York'ta Geçen Kabus Dolu 10 Film

Anlatılanlara göre New York, cesur, çığır açan, bağımsız filmlerin eviymiş. New York, Hollywood’tan farklı olarak film yapımcılarına çalışmalarıyla daha fazla sanatsal özgürlük sunuyor. Burada, büyük Hollywood stüdyolarının baskısına bağlı değiller. Birçok genç yönetmen bu heyecan verici, hızlı tempolu şehirden ilham alıyor ve onu şimdiye kadar yapılmış en korkutucu ve endişe yaratan filmlerden bazılarının arka planı olarak kullanıyor.

Bu listede New York’ta geçen birbirinden ürkütücü ve gizemli 10 filme yer verdik. Listemize almadığımız diğer filmleri (konuya bağlı kalarak) sizde yorumlarda belirtip listemize katkıda bulunabilirsiniz. Hadi yastıklara sarılıp listemize geçelim. 

#1 Requiem For A Dream (2000)

 Hubert Selby’nin romanından uyarlanmıştır. Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar... Bu trajik hikaye, ‘Black Swan’, ‘The Wrestler’, ‘Pi’ ve The Fountain gibi kült filmlere imza atmış Darren Aronofsky tarafından yönetilmiş; özellikle de Clint Mansell tarafından yapılan müzikleriyle hafızalara kazınmıştır.

#2 Rosemary’nin Bebeği (1968)

Ünlü bir aktör olmak için çabalayan Guy ve güzeller güzeli karısı Rosemary, New York'taki yeni hayatlarına başlamak için eski bir binada mütevazi bir daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındaki en büyük yardımcısı üst katlarında oturan yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin 'fazlaca' misafirperver olan tavırları güzel Rosemary'i şüphelere sürüklerken kocası Guy olan bitenin farkında değildir. Günden güne tedirginleşen ve şüpheleri kocası tarafından önemsenmeyen Rosemary gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla derinden sarsılır. Rüyasında şeytani bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören kadın gerçek hayatında da hamile kaldığında komşuların gizemi giderek artacaktır.

Ira Levin'in kült romanından Roman Polanski tarafından sinemaya uyarlanan film korku-gerilim sinemasının en başarılı örneklerinden biri.

#3 Şeytanın Avukatı (1997)

Kevin Lomax, başarılı bir savunma avukatıdır. Davaların zorluk seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun, başarıya alışkın Kevin, bir şekilde jüriyi tesiri altına almayı ve müvekkilini temize çıkarmayı başarır. Mutlu bir evlilik süren avukatın hayatındaki her şey yolunda gibidir. Bir gün, müvekkili haksız olduğu halde kazandığı bir dava sonrasında New York’taki çok büyük bir hukuk bürosundan müthiş bir teklif alır. Teklifi yapan dünyanın en büyük hukuk bürolarından birinin lideri olan John Milton’dur. Kevin’ın vereceği ‘evet’ cevabı, hayatını geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirecektir.

#4 Öldüren Cazibe (1987)

Avukat olan Dan Gallagher, karısı ve kızı ile mutlu bir yaşam sürer. Bir gün karısının şehir dışında olmasının fırsat bilen Dan, Alex adında bir kadın ile tek gecelik bir ilişki yaşar. Bu kaçamak Dan’in hayatının alt üst olmasına neden olur. Dan, yaşadığı bu ilişkiyi ardında bırakmak istese de Alex ilişkilerini devam ettirme niyetindedir. Tüm ısrarlarına rağmen Dan tarafından reddedilen Alex, Dan’ın gitmesini engellemek için her şeyi yapmaya hazırdır. Bu durum sadece Dan’i değil ailesinin hayatını da etkileyecektir.

#5 Öldürmeye Hazır (1980)

Kate, New York'ta yaşayan, evliliğinde sorunları olan özgür ruhlu bir kadındır. Psikiyatristi Dr. Robert Elliot'a yaşadığı sorunlardan bahsettikten sonra gittiği müzede bir adamla tanışır. Takside başlayan ilişkileri eve kadar devam eder.

Birlikte olduktan sonraki sabah, adamın evinden ayrılan Kate asansöre biner. Yüzüğünü evde unuttuğunu fark ederek geri dönmek için aceleyle asansörden inince güneş gözlüğü takan, uzun boylu sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Telekızlık yapmakta olan Liz Blake ise olayın tek görgü tanığı ve katilin sonraki hedefidir. Tek amacı annesinin katilini bulmak haline gelmiş Peter ile anlattığı hikayeye polisi pek de inandıramamış olan Liz, kendi başlarına katilin izini süreceklerdir.

Brian de Palma'nın kadın kıyafeti giyerek cinayet işleyen bir katili anlattığı film, ilk gösterildiği dönem, eşcinsel ve transeksüel kesimin tepkisini çekse de ve homofobik olarak suçlansa da sonraki yıllarda kült mertebesine ulaşmış, korku-gerilim unsurlarını başarıyla kullanan bir polisiye.

#6 American Psycho (2000)

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.

#7 Eyes Wide Shut (1999)

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.Sinemanın gelmiş geçmiş en büyük ustalarından Stanley Kubrick'in sinemaya veda filmi olan Eyes Wide Shut'ın başrollerinde filmin çekildiği dönemde evli olan Tom Cruise ve Nicole Kidman rol alıyorlar. Kubrick, filmi tamamladıktan dört gün sonra öldü. Kubrick'in ölümü ile bir çok komplo teorisi ortaya atıldı. Tahmin edin en popüleri hangisiydi?         Tabi ki illuminati.

#8 Black Swan (2010)

Genç bir kadın olan Nina, yetenekli bir balerindir. Eski bir balerin olan ve dans konusundaki hırsını kendisine aşılayan annesi ile New York’ta yaşayan Nina’nın hayatı danstan ibarettir. Bale yönetmeni Thomas Leroy, sahneye koyduğu Kuğu Gölü Balesi’nin baş dansçısını yeni sezonda değiştirmeye karar verir. Zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi Siyah Kuğu'yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arayan yönetmenin ilk tercihi Nina olur. Ancak rolü almak için elinden geleni yapan Nina’nın karşısında güçlü bir rakibi vardır. Nina, Beyaz Kuğu rolü için harikalar yaratsa da genç kadının Siyah Kuğu performansı pek de başarılı değildir. Rakibi Lily ise Siyah Kuğu rolü için iyi bir performans sergiler. Lily ve Nina arasındaki rekabet, çalışmalar boyunca ilginç bir dostluğa dönüşür. Bu süreçte Nina, hayatının mahvolmasına neden olan karanlık tarafıyla yüzleşmeye başlar.

#9 Jacob’s Ladder (1990)

Uyanıkken de kâbus görebilirsiniz...

Jacob Singer'in kâbuslarının en korkunç tarafı, gerçek olmasıydı.

Kâbusları uyanıkken de devam eden evli ve bir çocuk babası Vietnam gazisi Jacob Singer (Tim Robbins), aklını kaçırdığını düşünmektedir. Yaşadıkları, Vietnam'da askerler üzerinde denenen çok güçlü bir uyuşturucunun yan etkileri midir? Yoksa sadece savaş sonrası sıkıntıları daha da mı kötüleşmiştir? Ya da Jacob tahminlerinin ötesinde, çok daha korkunç bir durumla mı yüz yüzedir?

Dehşetin Nefesi gerçeküstüyle gerçeğin birbiriyle giderek kaynaştığı öyküsüyle seyirciyi her an diken üstünde tutmayı başarırken, kurduğu görkemli bulmacayı şok edici bir final ile kusursuz bir çözüme ulaştırıyor...

#10 Taxi Driver (1976)

Taksi Şoförü, Vietnam’da savaşının izlerini henüz atamayan bir askerin, geceleri taksi şoförlüğü yaparak gördüğü kirli ve adaletsiz dünyaya uyum sağlamayı reddetme hikayesini anlatıyor. Film, Robert De Niro’nun canlandırdığı Travis Bickle karakteriyle kültleşmiştir. Taksi şoförü Travis, sosyal hayatındaki başarısızlığını, saplantılı bir tutku beslediği Bickle’la tersine döndürmeye çalışsa da beklediği karşılığı bulamıyor. Bu kırılma anından sonra bir silah alıp harekete geçmeyi, sokakların pisliğini temizlemeye karar veriyor; bu esnada kendini bir fahişeyi kurtarmaya adıyor. Çürümeye yüz tutmuş bir topluma karşı tutulan bir ayna niteliğindeki film, yönetmen Martin Scorsese’nin kariyerinin en önemli filmlerinden biri olarak kabul görür.

Ne Düşünüyorsun ?

Yazar İbrahim Özturhan

İbrahim, Piy10.com'un kurucusudur. Yeni listeler için araştırma yapmadığı ve ilginç bilgiler toplamadığı zamanlarda muhtemelen onu mutfakta  yemek yapıyorken yakalayabilirsiniz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

Yükleme...

0

Başarı İle Sonuçlanan 10 İstanbul Kuşatması

Dünyanın En Yüksek 10 Binası